Volkan Davulcu
Ben ve aklıma esenler…
rss
twitter
facebook
  • Hakkında
  • Hikayeler

Ice Tea

no comments
Posted on Nis 27 2012 by Volkan

Ice tea aldığımı gören annem, “Ne o sıcak çay içtiğin yetmiyor birde gidip soğuk çay mı alıyorsun?” diye sorunca sırıtıp “Evet” dedim. Başka yapabileceğim bir şey yoktu =)

Sabahları beni uyandırırken her zaman, onun dışında da genellikle saatleri yuvarlamayı seven annem, örnek “Volkan kalk hadi saat 11:30″ normalde ise daha 11:20 dir, uçağın saatini soran ablama “saat 23:30″ dediğimde beni düzeltip “hayır 23:25″ de dedi. Hayalimde kafamı duvarlara vurup “NEDENNNN BÖYYYLEEE YAPIYORSUN BE KADINNN HEP MUHALEFET OLUYOSUNNN”  seklinde bağırırken, “peki 23:25 olsun” deyip konuşmaya devam ettim.

 


Category: Anne-Oğul

Şairin Romanı

no comments
Posted on Nis 10 2012 by Volkan

Uzun suredir okumak istedigim bu kitabi sonunda bitirdim. Murathan Mungan’a hayranlik duymama neden olan Şairin Romanı, tamda soylendigi gibi

Batı’nın modern çağ fantazi romanlarıyla Doğu’nun Binbir Gece Masalları’nın özgün bir bileşimi.

Tabiata, emeğe ve şiire bir övgü.

Kitap hakkinda ki duygularimi kelimelere dokmek ne kadar zorda olsa, bir iki sey soylemek istiyorum. Ilki, siiri anlatirken, siirin insanda uyandirdigi duygulari tarif ederken, iste birazdan bir kac satir sonra bir siir cikacak ve boyle duygularla dolacam derken aslinda ortada bir siir olmadigi ama benim o anlatilan siiri okumus gibi o duygularin hepsine burunmem yazim diline hayran kalmama neden oldu. Ikinci olarak, karakterler, sehirler, romanin sahip oldugu yaraticilik agzimin acik kalmasina sebep oldu. Boyle bir sentezlemeye nasil bir ovgu yapilir bilmiyorum.

 


  Tags: Murathan Mungan, Şairin Romanı Category: Bence

14 02 2012

no comments
Posted on Şub 14 2012 by Volkan

Babaya..

Oguldu, red edilen, olunce mezarina gelmesini istemeyen annesi tarafindan.

Kardasti, onbirin ucuncusu, cogunlukla elestirilen.

Kocaydi, kahri cekilen.

Babaydi, evlatlarini red eden.

Cocuktu, mapus yatti.

Eskiyaydi, defineciydi, capkindi.

Amcaydi, dayiydi hemde kabadayiydi.

Odunculuk da yapti boyacilik da yapti kacakcilikda.

Cesurdu, bilegine guvenirdi.

Keyfine duskundu, rakisini eksik etmezdi.

Yalani sevmezdi, sozu senetti yaslandikca odeyemedigi.

Belki daha bir cok seydi ya da hic bir sey…

Babamdi… her gecen gun biraz daha benzedigim…

 

 

 


2012′ye 1 kala

no comments
Posted on Ara 30 2011 by Volkan

Yeni bir yil daha geldi, lakin benim pek bir giresim yok. Daha onceki yillara nasil girdigimi dusundum bir an. 2011′e calisarak, 2010′a cocuk esirgeme kurumunda, 2009 ve oncesini hatirlamiyorum.  Yani hangi sirada oldugunu hatirlamiyorum ama Istanbul’daydim 2004′e kadar. Yazmak aslinda o yuzden guzel, hatirlatiyor sana neler yaptigini. 2011′in nasil gectiginide hatirlamiyorum tek bildigim hizli oldugu.

Gercekten 2012 de dunyanin sonu gelecek mi diye merak etsemde pek ihtimal vermiyorum. Dunyanin sonu insanlarin elinden olacak bence. 2012 den cok buyuk beklentilerim olsa da bir o kadarda korkuyorum, hayal kirikligi yasamaktan.

Neyse, 2012′den herkes ne bekliyorsa onu bulur umarim =)

 


Category: Aklıma esenler, Günlük

Taşınmak

1 comment
Posted on Eyl 10 2011 by Volkan

Taşınmak zor iştir bana göre. Aslında hep bir valiz ile yaşayan adam olmak istemişimdir. Özgürlük, sahip olduğun her şeyi bir valize doldurup gidebilmektir bence. Lakin bakıyorum şimdi, sahip olduğum kıyafetlere özellikle, rahat iki belkide üç valiz doldurur. Komiğime gidiyor. Hepi topu giydiklerim hep aynı aslında, kenarda duran sırt çantası alır aslında hepsini. Lakin öyle olmuyor işte, diyorum kendi kendime. Annemden üzerime sinmiş bir alışkanlık, “Al oğlum al, bulunsun yanında lazım olur.”   Çocukluğum aklıma geliyor. Yazlık ve kışlık olarak ayrılan kıyafetlerin kaldırılıp çıkartılması sevdiğim bir rutin idi. Düşünüyorum da yazı ve kışı olan bir yerde yaşamak güzeldi. Şimdi on bir ayı kış ve sonbahar arasında geçen bir ayı da bahar sayılabilecek olan bu memlekette yazlık(?) kıyafetlerin tek görevi bavulda durmak. Hele senede bir kaç defa giydiğim takıma ne demeli? Peki ya o senede ki bir kaç gün için bekleyen beş altı tane gömleğe? Taşınmak bana göre değil, her seferinde bütün eşyaları atıp, tek bir valiz ile çıkıp gitmek istiyorum. Sanki artık o da büyük geliyormuş gibi “Ceketimi alıp çıkarıp” demek geliyor içimden.


Category: Aklıma esenler, Anne-Oğul

Aklıma Esenler 1

no comments
Posted on Eyl 7 2011 by Volkan

İnsanoğlu savaşmadan duramıyor ya Dünya’yı Uzaylılar işgal etse en azından insan insana kıymasa.

Evet, Matrix de bir gün gerçek olacak ona da inanıyorum.

Hayır aslında artık Amerikalıların Dünyayı kurtarmasını izlemekten sıkıldım ama onlar filmini yapmaktan sıkılmadı.

Yanıtlamak istemediğiniz sorulara soruya karşılık verin  (teknik olarak soruya soruyla yanıt veremezsin) diye önerilir. Güzel taktik deyip uyguluyabilirsiniz. Lakin neden başvurulan bir yöntem olduğunu şimdi keşfettim. Hiç bir soru cümlesi doğru ya da yanlış diye tanımlanamaz.

Topal bir güvercin görmek istiyorsanız, Londra’ya gidiniz.

Dünya’nın bizden sonrada var olmaya devam edeceğini unutanlar çoğunlukta aslında.

 


Category: Aklıma esenler

16 Haziran 2011

1 comment
Posted on Haz 17 2011 by Volkan

Ablamın getirdiği ‘tuzlu’ kuru pastaları görünce aklıma geldi. Çocukken bende, annemle açtığı hamurla aynı şekilde kalp, ağaç, ev kalıpları basar sonra tepsiye dizer, üzerine yumurta sürüp fırına atardık. Tabi yemeside ayrı bir eğlence. Şimdi elimdeki araba şeklinde olan pastaya bakınca, Arda’nın ya da Kayra’nın bunu yaptığını hayal ederek yiyorum. Bence her çocuk bunu yapmalı.

Bugün aklıma şöyle bir cümle geldi; “I think London is the only city where you can see disabled pigeons” yani, Londra topal güvercin görebileceğiniz sanırım  tek şehir. Başka ne derdim burası için bilmiyorum ama ilk sıralarda sanırım bu geliyor.

Sanırım yine özlemeye başladım ben. Dalıp dalıp gidiyorum. Kafamda her zamanki gibi tonla şey. Kabullenmem lazım artık ben böyleyim işte.

Bazen…. bazen en iyisi uyumak =) Hadi iyi geceler.


Category: Aklıma esenler

17 Ekim 2010

2 comments
Posted on Eki 17 2010 by Volkan

Blog yazmanın en güzel kısmını unutuyorum bazen =) geçmişe dönüp ne yaptığını görebilmek. Geçen sene Ekim ayı yazılarına bakınca, vakit ne kadar çabuk geçiyormuş dedim.

2010 Ekim ayında neler yapıyorum peki?

Read More


Category: Aklıma esenler, Günlük

3 Ekim 2010

no comments
Posted on Eki 3 2010 by Volkan

Ehh güncelleme yapmanın zamanı gelmiş de geçiyor. Neler desem neler yazsam bilemiyorum. Son yazımda da lafı evirmişim çevirmişim bir yere bağlayamamışım.

Türkiye’ye gittim ve geldim. Güzel ve hızlıydı; İstanbul-Yalova-Bursa-Kütahya şeklinde 3 günde 4 şehir dolandım. Akrabaları, dostları ve arkadaşları gördüm. İstanbul’u da özlemişim ama bir şey anlayamadan geri döndüm.

Londra’da da hayat bıraktığım gibi devam ediyor. Hızlı ve rutin. Fark etmeden haftalar hatta aylar geçiyor. Başka yazacak bir şeyler yok şimdilik.


Category: Günlük

28 Ağustos 2010

3 comments
Posted on Ağu 28 2010 by Volkan

Uzun zamandan sonra girdiğim ilk yazı olacak. Aslında söyliyecek fazla bir şeyim yok. Hayatım bir rutin içerisinde devam ediyor. Lakin arasıra kaçamak yapma fırsatı buluyorum. Ağustosun başında Paris’e gittim okulla beraber. 4 günlük güzel bir tatil oldu. Döndükten sonra da yiğenim gelmesiyle Londra’da dolaşma imkanı buldum. 10 gün sonrada Türkiye’ye gidiyorum. Bu koşuşturma içerisinde internete girmeye fırsat bulamadığım için pek yazı yazmayada fırsat bulamadım. Bulduğum zamanlarda da yazacak bir konu bulamadım ki hala konuyu nereye bağlasamda ne yazsam diye düşünüyorum.

İştye böyle hayat devam ediyor, zaman su gibi akıp geçiyor…


« Older Entries

Kategoriler

  • Aklıma esenler (44)
  • Anne-Oğul (3)
  • Bence (6)
  • English (2)
  • Günlük (79)
  • Kategorilenmemiş (7)
  • oky (1)
  • Tiyatro (3)

Neler Var?

2009 blog ödülleri Ahırkapı Şenlikleri altıdan sonra tiyatro aya irini Belidiye başkanı boğaziçi üniversitesi oyuncuları büo coco cola Doğuş Üniversitesi Bilişim Kulübü Drizzt Do’Urden Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi 2009 Etohum Eylül Faceboo'ta event düzenleme HSBC Hıdırellez internetten radyo yayını iş ararım iş kerebiç Kredi kartı kullanım ücüretleri Letafet Tiyatro Oyunu Mardin Mustafa Sarıgül noel baba Olasılık Olağanüstü Otel powerball Poşu radyo Sanat İstanbulda sheshkebab Stanislaw Lem sultan ahmet tarifi yemek Tavla Tiyatro Xen yemek tarifi Zülfü Livaneli Çetin Altan Çift hatlı telefon Çift kartlı telefon Öykü öldün duydun mu? Şişli

Arkadaşlar İyidir

  • Alaattin Turyan
  • Hasan Tatarlı
  • Rüya Kara
  • Tarık Bal
  • Uğur Samsa

Yönetim

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

  • Hakkında
  • Hikayeler
Powered by Wordpress  |  Designed by Andrey of Jero