1 Eylül
1 Eylül sabahı ve dışarıda kapalı, hafifte yağmurlu bir hava var. Lakin bu havanın serinliğide ayrı bir güzel. Sonbaharın belkide ilk işaretçisi. Aralık, Mart, Haziran ve Eylül aylarında mevsimler değişiyor ya buna çocuk gibi sevinirim, ilk okuldan kalma bir alışkanlık olsa.
Aziz Nesin’nin adını hatırlayamadığım bir hikayesi vardı (anlatıyorum bilen varsa söylesin). İstanbul’da vapur iskelesinde beklerken, etafındaki insanların işe, eve, görüşmeye geç kaldıklarını ve hepsinin de bir şekilde suçu havaya atmalarını anlatmıştı. Belki kurmaca bir hikaye idi ama İstanbul’un hava gerçeğini ortaya koyuyordu. Daha doğrusu havaya bağlı ortaya çıkan trafik sorununu.
Neyse ki uzak bir yerlere gitmeye niyetim yok trafiği düşünmekten çok ne giyeceğimi düşünüyorum. Şuan bütün eşyalarım bavullarda (bir süre önce evimi boşaltmış olmam ve hala tam olarak bir yerlere yerleşememiş olmamdan dolayı).
Saat ilerliyor yavaş da yazıyorum. Eylül’e hitaben bir şeyler yazmak için başlamıştım yazıya oysa. Madem benden bir şey çıkmadı Ataol Behramoğlu’ndan bir şiir.
EYLÜL SABAHININ SERİNLİĞİ
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum
Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi
Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda
Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum



bugün sana tavlada eylülün kaç bucak olduğunu göstereceğim :D
Bekledimde yazmadın kaç bucak olduğunu =) skorları sen yaz istersen =P