Bir hikaye…
Bugün biraz sinirliydi. Öfkeliydi hayata, olaylara, özelliklede insanlara. Yapmacık geliyordu hepsi, inanmıyordu hiç birinin şu anda savunduğu düşüncelere, sarf ettikleri üzüntü dolu sözcüklere. İş yerinde oturmuş, keyifsiz dolaşıyordu günümüzün son moda sosyal internet sitelerinde. Dolaştıkca sinirleniyordu, sinirlendikce vakit öldürmek için daha çok zaman harcıyordu bu sitelerde. Kısır bir döngüde bakınıyordu… 24 Ocak, 17 sene önce olmuş bitmiş. Bir mazi halini almış diğer niceleri gibi bir olayın, bugün bilinçsizce yasını tutan bir sürü insan vardı. Çoğuda 20-25 yaşlarında. Bu gençleri yapmacık buluyordu. Neyi savunduklarının ya da neye üzüldüklerinin farkındamıydılar.. Çok sinirliydi bu konuda.
Her şey hızlı bir şekilde değişir olmuş, “büyük balık küçük balığı yer” deyimi bile “hızlı balık yavaş balığı yer” şeklinde değişmiş. İnternetin artık hayatın her saniyesi kullanılır olduğu bu zamanda yapmacık, taraftarcılık oyunları olarak görüyordu bunları. Belirli gün ve haftalarda sürekli bir şeyleri desteklemece oyunları… Başka bir haber, sorsan haritada yerini gösteremiyecek olan insanlar, şimdi falan yerde deprem olmuş diye yardım kampanyaları başlatmış. Mucize olarak tanımlanıyordu göçükler altında kurtulanlar… Sadece lafta, lafta bunların hepsi hiç birimiz umursamıyoruz aslında bir diğerimizi.
Sinir oluyordu insan denen hayvanın bu vurgun duymazlığına, en güzel sözdür “Ateş düştüğü yeri yakar.” Bizim insanımız biliyordu aslında deprem yarasını, düşünce suçunun nedemek olduğunu, terörü, ölümü. Ama asla kendi yarasından daha fazla önemsemiyordu, diğerini umarsamıyordu. Gerçek buydu.
Bir of çekti derineden, keşke diye düşündü keşke biraz daha bir birimizi anlıyor olsaydık. Keşke içinde bulunduğumuz çemberlerin dışına çıkabilseydik de, ötekiler için gerçekten üzülebilseydik, yaslarını, acılarını paylaşabilseydik. Bunu gerçekten isterdi.
Sağ eli sol bileğine gitti, herkes kendi acısını yaşar ve herkes yaşadığı acıyı bilebilir. Alamadığı bir hediyeye üzülen çocuk gibi gözü duvarda ki saate kaydı. İş zamanıydı artık her şeyi unutup çalışma zamanı.
Bir kaç dakika sonra hayatın akışına kapılmış, sinirlendiği öfkelendiği insanlardan biri olmuştu. Unutmuştu diğerlerini…



Gayet başarılı…Artık ,azar azar da olsa,yeniden yazmaya başlamalısın yavaş yavaş