Volkan Davulcu
Ben ve aklıma esenler…
rss
twitter
facebook
  • Hakkında
  • Hikayeler

Bir hikaye…

1 comment
Posted on Oca 28 2010 by Volkan

Bugün biraz sinirliydi. Öfkeliydi hayata, olaylara, özelliklede insanlara. Yapmacık geliyordu hepsi, inanmıyordu hiç birinin şu anda savunduğu düşüncelere, sarf ettikleri üzüntü dolu sözcüklere. İş yerinde oturmuş, keyifsiz dolaşıyordu günümüzün son moda sosyal internet sitelerinde. Dolaştıkca sinirleniyordu, sinirlendikce vakit öldürmek için daha çok zaman harcıyordu bu sitelerde. Kısır bir döngüde bakınıyordu… 24 Ocak, 17 sene önce olmuş bitmiş. Bir mazi halini almış diğer niceleri gibi bir olayın, bugün bilinçsizce yasını tutan bir sürü insan vardı. Çoğuda 20-25 yaşlarında. Bu gençleri yapmacık buluyordu. Neyi savunduklarının ya da neye üzüldüklerinin farkındamıydılar.. Çok sinirliydi bu konuda.

Her şey hızlı bir şekilde değişir olmuş, “büyük balık küçük balığı yer” deyimi bile “hızlı balık yavaş balığı yer” şeklinde değişmiş. İnternetin artık hayatın her saniyesi kullanılır olduğu bu zamanda yapmacık, taraftarcılık oyunları olarak görüyordu bunları. Belirli gün ve haftalarda sürekli bir şeyleri desteklemece oyunları… Başka bir haber, sorsan haritada yerini gösteremiyecek olan insanlar, şimdi falan yerde deprem olmuş diye yardım kampanyaları başlatmış. Mucize olarak tanımlanıyordu göçükler altında kurtulanlar… Sadece lafta, lafta bunların hepsi hiç birimiz umursamıyoruz aslında bir diğerimizi.

Sinir oluyordu insan denen hayvanın bu vurgun duymazlığına, en güzel sözdür “Ateş düştüğü yeri yakar.” Bizim insanımız biliyordu aslında deprem yarasını, düşünce suçunun nedemek olduğunu, terörü, ölümü. Ama asla kendi yarasından daha fazla önemsemiyordu, diğerini umarsamıyordu. Gerçek buydu.

Bir of çekti derineden, keşke diye düşündü keşke biraz daha bir birimizi anlıyor olsaydık. Keşke içinde bulunduğumuz çemberlerin dışına çıkabilseydik de, ötekiler için gerçekten üzülebilseydik, yaslarını, acılarını paylaşabilseydik. Bunu gerçekten isterdi.

Sağ eli sol bileğine gitti, herkes kendi acısını yaşar ve herkes yaşadığı acıyı bilebilir. Alamadığı bir hediyeye üzülen çocuk gibi gözü duvarda ki saate kaydı. İş zamanıydı artık her şeyi unutup çalışma zamanı.

Bir kaç dakika sonra hayatın akışına kapılmış, sinirlendiği öfkelendiği insanlardan biri olmuştu. Unutmuştu diğerlerini…


Category: Aklıma esenler

One Comment

  1. Tarık Bal diyor ki:
    28 Ocak 2010, 15:56

    Gayet başarılı…Artık ,azar azar da olsa,yeniden yazmaya başlamalısın yavaş yavaş

Leave a Reply

Cevabı iptal etmek için tıklayın.




Kategoriler

  • Aklıma esenler (34)
  • Anne-Oğul (1)
  • Bence (5)
  • English (2)
  • Günlük (71)
  • Kategorilenmemiş (5)
  • oky (1)
  • Tiyatro (3)

Neler Var?

2009 blog ödülleri Ahırkapı Şenlikleri altıdan sonra tiyatro aya irini Belidiye başkanı boğaziçi üniversitesi oyuncuları büo coco cola Doğuş Üniversitesi Bilişim Kulübü Drizzt Do’Urden Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi 2009 Etohum Eylül Faceboo'ta event düzenleme HSBC Hıdırellez internetten radyo yayını iş ararım iş kerebiç Kredi kartı kullanım ücüretleri Letafet Tiyatro Oyunu Mardin Mustafa Sarıgül noel baba Olasılık Olağanüstü Otel powerball Poşu radyo Sanat İstanbulda sheshkebab Stanislaw Lem sultan ahmet tarifi yemek Tavla Tiyatro Xen yemek tarifi Zülfü Livaneli Çetin Altan Çift hatlı telefon Çift kartlı telefon Öykü öldün duydun mu? Şişli

Arkadaşlar İyidir

  • Alaattin Turyan
  • Hasan Tatarlı
  • Rüya Kara
  • Tarık Bal
  • Uğur Samsa

Yönetim

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

  • Hakkında
  • Hikayeler
Powered by Wordpress  |  Designed by Andrey of Jero