Koca bir yıl daha geçti. Dönüp baktığımda benim için bir sinüs yılıydı diyorum.
1 Aralık
Aralık olmuş. 1 aydır yazmıyorum. İstemiyorum da bu aralar bir şeyler yazmak. Hastayım da bir haftadır, yeni yeni toparlanıyorum. Yeni yıla kadar yazmam heralde. Herkese güzel bir aralık ayı diliyorum…
1 Kasım
Kasım ayınada girdik. İstanbul’a kış geldi artık. Gayet soğuk ve yağışlı bir havayla karşıladık Kasım ayını. Lakin benim için güzel başlangıçların olacağı bir ay gibi duruyor. Yarın stajıma başlıyorum Trafo’da. Umarım sonrasında da devam etme fırsatı bulacağım.Belki ilerliyen tarihlerde çalıştığım konular hakkında yazmayı düşünüyorum(actionscript, flex vs.).
Kasım ayı bir çok yenilik getirecek gibi duruyor şimdilik fazla bir şey yazmıyorum. Güzel bir ay diliyorum herkese…
Bazen…
Bazen öyle olaylar oluyor ki bunlara tesadüf demek istiyorum. Tesadüflere inanmasamda karşılaştığım olaylar bir biri ardına “denk” geliyor. Neyse konuyu bağlamaya çalıştığım yer bugün yaşadığım olay. Bugün “Outliers” kitabını aldım. Bir süredir aklımdaydı almak. Eve geldiğimde, ekşisözlükde kitabın infomag ile bu ay verildiğini öğrendim. Daha sonra ilerleyen saatlerde, eski bir epostayı bulmak için postalarımı karıştırırken spam kısmında infomag’den gelmiş bir email gördüm. Bedava infomag aboneliği için yapılmış bir kampanya emaili. 11 gün önce gelmiş. Tabi bir hevesle katıldım ama kazanamadım.Buna benzer olaylar başıma ara ara geliyor. Bunlara inanmasamda tesadüf demek istiyorum…
Edit: 23 Ekim Cuma günü olan Likemind’a gelen herkese infomag 2 aylık dergi üyeliği dağıttı. Bilgi Teknolojileri Müdürü Ahmet Bey ile de tanıştım. Tesadüf(?) işte =)
Bir Filim & Bir Girişimcilik Kampı
Cuma günü saat 21:30′da Filmekimi kapsamında gösterilen Whatever works u izledim. Sabah güne mutlu başlamış, evden dışarıya adım attığımda ayakkabısının bağını çözmekle uğraşan ufaklığı görünce daha da bir neşelenmiş, filimden sonra ise mutluluk sarhoşu olmuştum.
Bir Rüya…
Bir hastane odası sağımda 3 yatak var. Birinde annem yatıyor, birinde tanımadığım bir kadın kucağında çocukla, diğerinde ablam.
Hararetli bir tartışma içerisindeyiz annem ve ablamla. Biz konuşa duralım odanın içinde de bir hasta bakıcı dolaşıyor. Annemden başlayıp, kadına sonrada ablama uğrayıp bana gelecek olan bir hasta bakıcı.
Uzun bir gün
Dün, sabah 9′dan akşam 7′ye Taksim’deydim. Çok güzel iki görüşme yaptım.
İlki Trafo ile idi. Bir ofis ararken koskoca binanın hepsi şirketin olunca şaşırdım. Binanın içi çok güzeldi. Görüşme ise ayrı bir güzel. Bana actionscript konusunda gelişmem için nelere çalışmam gerektiğini neler öğrenmem gerektiğini anlattı Yavuz Bey.
İlk Teşrin
Ekim’e dair ne yazayım diye düşünürken bakın neler öğrendim =) Kaynak Vikipedi:
Ekim, Gregoryen Takvimi‘ne göre yılın 10. ayı olup 31 gün çeker.
Türkiye’de, Atatürk devrimine değin Sümer-Babil-İbrani-Süryani-Arami ad Tişri den gelme Teşrin-i Evvel olan ayın adı Cumhuriyet’ten sonra da İlk Teşrin, İlkteşrin ya da Birinci Teşrin, Birinciteşrin olarak kullanıldı, 10 Ocak 1945′te kabul edilen 15 Ocak 1945′te yürürlüğe giren ve dört ayın adlarını değiştiren yasa ile ayın adı Ekim yapıldı. Türkçe “ekme” eyleminden türemiş olup tarlaların sürülüp ekildiği ay anlamındadır. Anadolu’da bu ay için “Gazel ayı” dendiği de olur, “gazel” “kuru yaprak” anlamına gelir. Bu ay için “Avara” diyenler de vardır. Gagauzca gibi Türkçenin kimi lehçelerinde bu aya “Kasım” denir.
Başka ne yazabilirim…
- 29 Ekim 2009, 86. yılı Cumhuriyetin…
- Tiyatro sezonu başlıyor…
- Filmekimi var…
- Doğum günlerinden bahsetmiyorum bile..=)
Şimdilik bu kadar. Yeni bir gün, yeni bir ay bakalım bu ay neler olacak =)
The truth about working in the IT industry
Yes, it is copied from elsewhere but I actually can’t remember. I’ve just found it in my notes…
1. We work weird (night) shifts…
Just like prostitutes.2. They pay you to make the client happy…
Just like a prostitute.Read More
28 Eylül
Sezar : Veni-Vidi-Vici…
Volkan: Gittim-Eğlendim-Döndüm…
Fethiye gezisinin ardından çok şey var anlatacak. İzmir-Şirince-Fethiye şeklinde yaptığımız gezinin gidiş yolu çok güzeldi. İzmir’de sabah inip boyoz eşliğinde kahvaltı yaptıktan sonra Şirince’ye doğru yola çıktık. Orada yenen patlıcanlı gözlemenin ve içilen şarabın tadı ise bizi bizden aldı götürdü… Sonrasında ise Fethiye’de geçirilen 2 günü anlatacak pek bir şey bulamıyorum. Nedeni ise denizde geçirilen sürenin dışında sarhoş olmam. Evet, yaptığım bütün rezillikleri kabul ediyorum =) Dönüş yolu ise tam bir eziyet oldu. 17 saat sürdü ve bitmek bilmedi. En azından benim için. Sevgili Berkay her zaman ki gibi uyuyabildi (yazar burada çeşitli küfürler sıralıyor ama ertesi gün işe gideceği için uyandırmıyor…).
Hızlı bir geri dönüş oldu. Perşembe günü Etohum, Cuma Likemind vardı, Cumartesi Kalamış’daydık, Pazar da Alaattin’in doğum günüydü.
Zaman çok hızlı geçiyor her zamanki gibi, iş arıyorum ama henüz bir sonuç yok. Etkinlik ve aktivite kovalıyorum. Aktivistliğim tavan yapmış durumda. Bir kamera bulsam deney7‘de katılacağım =)


