Volkan Davulcu
Ben ve aklıma esenler…
rss
twitter
facebook
  • Hakkında
  • Hikayeler

Yola Çıkmadan..=)

1 comment
Posted on Eyl 19 2009 by Volkan

Bütün bir yaz  Fethiye’ye çağırıp durdu Oktay. Lakin ben bir türlü fırsat bulamadım fırsat bulduğumda da para bulamadığımdan gidemedim. Lakin şimdi yola çıkmak için bekliyorum ve her zaman sahip olduğum keyif düşkünlüğü bu yolculuğun adını Şirince’ye Şarap İçmeye gidiyorum olarak değiştiriyor =)

Bu tür gezileri seviyorum bir anda planlanan bir an da yola düşülen. Tabi tek kötü tarafı bu plan dahilinde ki arkadaşların arabası olmaması =) Biliyorum ki araba aldığım zaman, bir süredir (imrenerek, kıskanarak… vb. ) takip ettiğm azgezmiş‘de adı geçen İstanbul civarında ki bütün yerlere gideceğim. Burayada yazdım işte bu böyle biline =)

Yolcu yolunda gerek, herkese iyi tatiller =)


Category: Aklıma esenler, Günlük

Yol Yorgunluğu

no comments
Posted on Eyl 19 2009 by Volkan

Bugün gittiğim yolBu gün bu kadar yol gittim. Tabi sol taraftaki sirkeci hattında gel git yaptım. Şu an uyumak için can atıyorum. İyi geceler.


1 Sene Olmuş Aslında =)

6 comments
Posted on Eyl 8 2009 by Volkan

Biraz önce bir şeyler yazsam ama ne yazsam diye düşünürken daha önceden yazdığım ama taslak olarak kalan yazılara bakmaya başladım. 25.09.2008 tarihli tek satırlık taslak;

Saat 08:59 yeni bir gün. Okul başladı. Şu an dersin başlamasını beklerken bir şeyler yazmak istedim.

Tabi devamı gelmemiş =) Sonra ilk yazımın tarihine baktım. 21 Ağustos 2008. 1 sene olmuşda geçmiş.

Acaba 10 sene sonrada yazmaya devam ediyor olacak mıyım?

Yine yıl içinde not düştüğüm ama yazmadığım yazılar;

Ekim 2008′den

  • Mardin günlüğü ve Mardin gezi yazısı.
  • Uluslar arası af örgütü 12 Ekim Pazar günkü eğitimi.
  • Proje seçimim ve staj defteri yazma süreci.
  • 17 ekim gevende konseri. Çok güzel bir gün daha ve ilk kez kustum =)

15 Mart 2009 (Cenazeden 1 ay sonra…)

Eskiden…

  • Bana üç kelime söyleseniz, size bir tanesinin geçtiği bir fıkra anlatabilirdim. Şimdi bir fıkra anlatsanız üç kelimesi kalır oldu aklımda…
  • Biriktirmeyi severdim, pullar, peçeteler, kartpostallar, özellikle ahantarlıklar. Her birini nereden, nasıl aldığımı hatırlardım. Şimdi sadece sinema biletlerini, yolculuk biletlerini saklıyorum. Hafızam olsunlar diye…
  • Şiir okurdum canım sıkılınca, konuşmalarımda alıntılar yapabilirdim sevdiğim yazarlardan, şairlerden. Şimdi şiir okumaz oldum, alıntı yapmak bir tarafa düzgün konuşamaz oldum =)
  • Hayal gücüm sınırsızdı, hatta bazen okadar çok dalardım ki hayallere, sahneyi temizlemek için Bay Fare çıkıp gelirdi =) Şimdi hayal gücüm Bay Fare’yi getirmeye yetmiyor.
  • Ölümden korkmazdım, hayatın bir parçasıydı sonuçta. Kaçınılmaz olandan korkup, üzülmek faydasız gözükürdü. Şimdi kaybetmekten korkar oldum.
  • Yaşamdan zevk alırdım, almaya çalışırdım. Şimdi nasıl zevk alacağımı hatırlamaz oldum…

Haziran 2009′dan

  • Tesadüfler üzerine bir şeyler yazmak
  • Staj günlüğü yazmak

Bu senenin mahsülleri bunlar, bakalım seneye kadar neler çıkacak =)


Category: Aklıma esenler, Günlük

Öykü: Olağanüstü Otel Stanislaw Lem

no comments
Posted on Eyl 6 2009 by Volkan

Sonsuzluk ve matematiğe dair güzel bir hikaye. Türkiye Zeka Vakfı Oyun Dergisi Eylül sayısında okudum. Link Matematik Dünyasından


  Tags: Olağanüstü Otel, Öykü, Stanislaw Lem Category: Aklıma esenler

1 Eylül

2 comments
Posted on Eyl 1 2009 by Volkan

1 Eylül sabahı ve dışarıda kapalı, hafifte  yağmurlu bir hava var. Lakin bu havanın serinliğide ayrı bir güzel.  Sonbaharın belkide ilk işaretçisi. Aralık, Mart, Haziran ve Eylül aylarında mevsimler değişiyor ya buna çocuk gibi sevinirim, ilk okuldan kalma bir alışkanlık olsa.

Aziz Nesin’nin adını hatırlayamadığım bir hikayesi vardı (anlatıyorum bilen varsa söylesin). İstanbul’da vapur iskelesinde beklerken, etafındaki insanların işe, eve, görüşmeye  geç kaldıklarını ve hepsinin de bir şekilde suçu havaya atmalarını anlatmıştı. Belki kurmaca bir hikaye idi ama  İstanbul’un hava gerçeğini ortaya koyuyordu. Daha doğrusu havaya bağlı ortaya çıkan trafik sorununu.

Neyse ki uzak bir yerlere gitmeye niyetim yok trafiği düşünmekten çok ne giyeceğimi düşünüyorum. Şuan bütün eşyalarım bavullarda (bir süre önce evimi boşaltmış olmam ve hala tam olarak bir yerlere yerleşememiş olmamdan dolayı).

Saat ilerliyor yavaş da yazıyorum. Eylül’e hitaben bir şeyler yazmak için başlamıştım yazıya oysa. Madem benden bir şey çıkmadı Ataol Behramoğlu’ndan bir şiir.

EYLÜL SABAHININ SERİNLİĞİ

Eylül sabahının serinliğini

Yaprakların serinliğini

Ciğerlerime dolduruyorum

Sessizlik ve serinlik

Birleşiyor

Yıkanmış güvercinler

Ve çok uzakta bir tren sesi

Her zaman yeniden başlamak duygusu

Doğuyor içimde

Her uyanışımda

Düşmanlarımı bağışlıyorum

Daha çok seviyorum dostlarımı

Her uyanışımda

Eylül sabahının serinliğini

Yaprakların serinliğini

Yüreğime dolduruyorum


  Tags: Eylül Category: Aklıma esenler, Günlük

Uçmak…

no comments
Posted on Ağu 27 2009 by Volkan

Uçmak…

Uçmak istiyorum.

Uzağa, uzaklara…

Söyler misin anne,

Kanatlarım nerede ?


Category: Aklıma esenler

10 Ağustos

4 comments
Posted on Ağu 10 2009 by Volkan

Pamuk Hanım iyileşti hastaneden çıktı, geldik İstanbul’a. Teyzemde kalıyoruz ve daha ilk günden “anne” ile kalmak nasıl bir şeymiş hatırlatıyor  =)

Sabah sabah erkenden kalkıp, yarı gürültülü hani uyan anlamında yapılan ev işlerinin ardından kalktım.

Bir günaydının ardından “Maşallah Maşallah bakıyorum da formunuzu koruyorsunuz sabah sabah…” selamlaşması ile ayak altından kaçıp bilgisayarın başına geçtim. 1 kaç saat sonra artık kahvaltı yapmıyormusun sen uyarısı ile kahvaltı yaptıktan sonra sofradan kalkarken;

Anne: dolaba bir şey koyarken poşete koyup öyle koy..

Oğul: nasıl yani ?

Anne: dolaba koyarken işte bi poşet geçir öyle koy…

Oğul: hayır dolapta poşetsiz birşey gördün de ondan mı diyorsun?

Anne: evet patates falan yemek var tabakta…

Oğul: eee onları ben koymadım ki teyzem koymuş teyzeme söyle sen…

Anne: işte ben unutursam diye sana söylüyorum sen söyle…

Oğul: it is not my business…

Anne: ne demek o ?

Oğul: benim işim degil diyorum, dolap onun yemek onun tabak onun nasıl isterse oyle koyar banane…

Anne: …..


Category: Anne-Oğul, Günlük

1 Ağustos

no comments
Posted on Ağu 1 2009 by Volkan

Yeni bir gün yeni bir ay. Planladığım işlerin olmaması sürekli çıkan aksilikler derken Ağustos gelmiş çalmış kapıyı. Bakalım neler bekliyor beni bu Ağustos ayında =)

En son 21 Temmuzda yazmışım ve şu 10 günlük sürede, gün içinde aklıma gelen konular hakkında yazamamış olmam beni çok üzdü. Yanında kağıt kalem taşıma alışkanlığına sadece kış aylarında sahip biriyim (Paltomun cebinde her daim duran ajanda ve kalem), bu yüzden şu günlerde yazmak istediğim bir şey olduğunda eve geldiğimde unutmuş oluyorum.

En sonunda 25 günlük hastane serüvenimiz bitti. Annem ameliyat olup çıktı hastaneden. Yakında umarım bir şeyi kalmıyacak. Pazartesi günü de proje sunumu yapacağım ve kabul görürse üzerimden büyük bir yük aklkacak. Yavaş yavaş işler yoluna girmeye başladı.

Reklam ve reklamcılık konusuna merak saldım. Oyun ve oyun programlama merakımı bu konuya yönlendirip adver game konusunda bilgilenmeye ve flash oyun yapımı konusunda bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Lakin bu aralar yeteri kadar vakit ayıramıyorum umarım önümüzde ki haftadan itibaren bu konulara ağırlık verebileceğim.

Bu sırada başka neler yaptım. Ice Age 3′ü izledim 3D olarak. Hastane refakatciliği sırasında ‘Mizahın Abisi Oğuz Aral’ kitabını bitirdim. Kitap gerçekten güzeldi. Oğuz Aral’la tanışamamış ya da onun dönemine denk gelememiş olmaktan dolayı üzüldüm. Belki bir mizah yazarı ya da çizer olabilirdim =) (Aslın da hala olabilirim. Dur ben bunuda not alayım). Normalde kitapla ilgili uzun bir yazı yazmak istiyordum ama kitap, sinema, tiyatro gibi konularda böyle bir isteğim ne zaman olsa sürekli ertelemekten yazamıyorum. Onun için şimdilik sadece tavsiye ediyorum =)

Yeni fikirler, eski alışkanlıklar ve belirsizlik arasında bir yolda devam ediyorum…


Category: Günlük

21 Temmuz

3 comments
Posted on Tem 22 2009 by Volkan

Uzun süreden beri yazmamışım. 10 gün olmuş. Bunun en önemli nedeni yazacak bir şeyler bulamıyorum artık. Aklıma yazacak bir şeyler geldiğinde ise internete erişemiyor, sonra yazarım nasılsa deyip unutuyorum. Tabi günlük yazmaktan da sıkıldım ki zaten benimkiler günlükten ziyade haftalık olmaya başlamıştı =) Yine de bu aralar neler yapıyorum onu yazayım.

Şu an için okulu bitirmeye odaklandım denebilir. Projeyi bitirmek için çalışmaya başladım ama hatırlamak ve devam etirmek çok zor gözüküyor, umarım bitecek.

Annem hala hastanede yatıyor. Ameliyatı bu haftaya ertelenmişti bir aksilik çıkmazsa bu cuma ameliyat olacak.

Hafiften acıbademi özlüyorum galiba. Bizden sonra eve çıkan elemanların zırt pırt araması bunun nedeni olabilir diye düşünüyorum =)

İş mi? Askerlik mi? diye sürekli kafamın içinde dolaşıyor. Hangisini tercih edeceğimi zaman gösterecek diye umuyorum. Ben ne plan yapsam bir yerlerden bir şeyler çıkıyor.

Yeni fikirler, eski alışkanlıklar ve belirsizlik arasında bir yoldayım bu aralar…


Category: Günlük

Kendimden korktum…=)

1 comment
Posted on Tem 11 2009 by Volkan

Uzun zamandan beri ara ara yazdığım en azından bölümler ve karakterler eklediğim, ileride ise manga ya da anime olarak belkide oyun olarak piyasaya sürmek istediğim bir hikayem var. Fantastik kurgu. Bazen kafamda sahneler belirir ve olaylar gerçekleşir bende unutmazsam bunları not almaya çalışırım. Aynı şekilde bazende rüyamda sanki filim izliyormuşum gibi orjinal hikayeler görürüm. Yani kısacası ara ara bana gelirler =)

Hiç hesapta olmadan sahne kafamda belirir ve akmaya başlar… Bugünde, dün ve bügün gördüğüm rüyaları düşünürken bir sahne oluştu kafamda ve akmaya başladı. Oluşan karakterin özelliklerini, sahneyi hatlarıyla yazarken aynı zamanda olaylar gelişiyordu =) Birden olaylar örgüsünde karşıma daha önce yazdığım bir karakter çıktı. Bunları ben yazıyorum ama onlar kendileri beliriyor hikayede =) ve bende “AAaa ben bu karakteri ne zaman yazmıştım evet burda o gelsin” diyerek not düştüm. Bahsettiğim karakteri defterime 2007 yılında not almışım…

Bir an kendimden korktum bu hikaye bu kadar uzun zamandır kafamda ve hala devam ediyor. Garip bir duyguyla kapattıp defteri. Kapatmamla hikayede akmayı kesti.

Belki bitmesi daha uzun yıllar alacak ama bir gün yayınlıyacağım aslında Arşivler kısmını bunun için hazırlamıştım ama daha yazmaya başlamadım.


« Older Entries
Newer Entries »

Kategoriler

  • Aklıma esenler (44)
  • Anne-Oğul (2)
  • Bence (5)
  • English (2)
  • Günlük (79)
  • Kategorilenmemiş (6)
  • oky (1)
  • Tiyatro (3)

Neler Var?

2009 blog ödülleri Ahırkapı Şenlikleri altıdan sonra tiyatro aya irini Belidiye başkanı boğaziçi üniversitesi oyuncuları büo coco cola Doğuş Üniversitesi Bilişim Kulübü Drizzt Do’Urden Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi 2009 Etohum Eylül Faceboo'ta event düzenleme HSBC Hıdırellez internetten radyo yayını iş ararım iş kerebiç Kredi kartı kullanım ücüretleri Letafet Tiyatro Oyunu Mardin Mustafa Sarıgül noel baba Olasılık Olağanüstü Otel powerball Poşu radyo Sanat İstanbulda sheshkebab Stanislaw Lem sultan ahmet tarifi yemek Tavla Tiyatro Xen yemek tarifi Zülfü Livaneli Çetin Altan Çift hatlı telefon Çift kartlı telefon Öykü öldün duydun mu? Şişli

Arkadaşlar İyidir

  • Alaattin Turyan
  • Hasan Tatarlı
  • Rüya Kara
  • Tarık Bal
  • Uğur Samsa

Yönetim

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

  • Hakkında
  • Hikayeler
Powered by Wordpress  |  Designed by Andrey of Jero